29 Aralık 2013 Pazar

Ö F K E M V A R - Sn.Erol Özden yazdı

ÖFKEM VAR

Öfkem var talana yalana dolana
Öfkem var konuşmaya yazmaya engel olana.

Öfkem var salya sümük timsah göz yaşı dökene
Öfkem var insanlar arasına nifak tohumları ekene.

Öfkem var memleketi soyup soğana çevirene
Öfkem var vatandaşa gavat deyip çam devirene.

Öfkem var silahları hem üretip hem satana
Öfkem var kanımı emerek yan gelip yatana.

Öfkem var zalimin karşıma geçip gülüşüne
Öfkem var oğulların babalardan önce ölüşüne.

Öfkem var bu gün başka yarın başka diyene
Öfkem var müslümanlık taslayıp kul hakkı yiyene.

Öfkem var dindar ateist alevi sünni diye ayırana
Öfkem var devlette yandaşı eşi dostu kayırana.

Öfkem var savcının efendi emriyle dava açanına
Öfkem var halkını sindirip korku saçanına.

Öfkem var çaldıklarını kutularda saklayana
Öfkem var haksız yere hırsızları aklayana.

Öfkem var çetenin her bir türüne
Öfkem var kim biat ederse körü körüne.

Ve öfkem var doğayı katledip ormanı kesene
Güçlünün önünde eğilip, güçsüze gürleyip esene.

Erol ÖZDEN 

D U A - Orhan Seyfi Orhon

DUA 

Ulu Tanrı’m, şu karanlık yolları,
Bizi Sana ulaştıran yollar et!
İhtirasla kilitlenmiş kolları,
Birbirini kucaklayan kollar et!

Muhabbetin gönlümüzde hız olsun,
Güttüğümüz Hakk’a varan iz olsun,
Önümüzde uçurumlar düz olsun,
Yolumuzda dikenleri güller et!

Dalâlette bırakıp da insanı,
Yapma arzın en korkulu hayvanı;
Unutturma doğruluğu, vicdânı,
Bizi, Sana lâyık olan kullar et!..

Orhan Seyfi Orhon

27 Aralık 2013 Cuma

V A T A N

V A T A N
“Vatan” Büyük ATATÜRK’ün, yorgun bir milletin elinde, avucunda kalan son imkânlarıyla bize kazandırdığı en değerli varlığımızdır. O’nu tabiî vasıf ve unsurları ile dile getiren bu şiiri Türk çocuklarına armağan ediyorum. Nurettin ÖZDEMİR

VATAN -1-

Vatan,
Antalya’da bir mavi su,
Posof’ta bir çorak tarla,
Gümüşhane’de bir yemyeşil bahçedir.

Vatan,
Kelkit’te bir kardeş mezarı,
Zonguldak’ta bir maden işçisi,
Rize’de çay toplıyan bir gelin
Ve seccade namaz kılan
Bir ihtiyar annedir.

Vatan,
Ceylanpınar’da bir ince ceylan,
Edirne’de bir ince minaredir.

Vatan,
Konya’da Hazreti Sultan Mevlana
Ve Eskişehir’de Yunus’u biçaredir.

Vatan,
Hudut boylarında dalganan
Güzel bayrağımız,
Hare, haredir.

Vatan,
Küçük ellerinin avuçladığı
Sade bir toprak parçası değil çocuğum,
Toprakla büyüyen bir kutsal düşüncedir.

VATAN -2-

Vatan,
İsparta halısında bir gül
Ve Kütahya çinisinde
Ateşten bir laledir.

Vatan,
Ayder Yaylasının yeşilliğinde
Dağların, bulutların gözyaşı,
İp-ince bir şelaledir.

Vatan,
Hazar Gölü kıyısında
Şiirli bir akşam
Ve eski Harput’ta
Burcu yıkılmış bir kaledir.

Vatan,
Hudutta kolu bükülmeyen Fırat,
Ve Diyarbakır ovasında
Bereket taşıyan bir Dicle’dir.

Vatan,
Hakkari’de sıradağlar
Ki bölünmez
Yürek yüreğe, el eledir.

Vatan,
İzmir yollarında dolu dizgin bir süvari
Ve yağız atların boynunda
Zaferle uçuşan bir yeledir.

Vatan,
Ankara’da “Anıtkabir” da
Yanıpta, sönmeyecek bir meş’aledir.
---
Yurdumun güzel çocuklarına sevgilerim
ve başarı dileklerimle… Nurettin Özdemir (*)

(*)Nurettin Özdemir, Hukukçu, Eski Milletvekili
şair ve yazar.

 


25 Aralık 2013 Çarşamba

VAH VAH - Halk Ozanı Musa Merdanoğlu

V A H  V A H

Dert çoğaldı hangisini söyleyim
Tuz biber döktüler yaraya vah vah
Adalet kalmadı huzur bozuldu
Çoğu tamah etti paraya vah vah

Haksızlar makama geçti bu zaman
Ezilen ezeni seçti bu zaman
Dost olan dostundan kaçtı bu zaman
Fitne fesat girdi araya vah vah

Kulun hakkı başka kulda kalamaz
Cahiller bu sözden mana alamaz
Fakir halkım gece kondu bulamaz
Zenginler oturdu saraya vah vah

Adaletsşz iş yapanlar bitmiyor
Yalakalar başımızdan gitmiyor
Kazancımız ev halkına yetmiyor
Girdik kuyruklara sıraya vah vah

MERDANOĞLU sazda teli şaşırdı
Arılar peteği balı şaşırdı
Kaptanlar denizde yolu şaşırdı
Gemiler oturdu karaya vah vah


6 Aralık 2013 Cuma

KADINLAR, KENDİLERİNİ ZİNCİRLİYOR -2-

KADINLAR, KENDİLERİNİ ZİRCİRLİYOR -2-

5 Aralık 1934 de dünyada ilk defa Ulu Önder Atatürk sayesinde seçme ve seçilme hakkına kavuşan kadınlarımızın bugünkü yeri nedir? Şimdi bazı verilere bakalım.
Son seçimlere kadar TBMM’ de yer alan kadın vekil sayısı şöyle;
1935 >18,1939>15,1943>16,1946>16,1950>03,1954>04,1957>08,
1961>03,1965>08,1969>05,1973>06,1977>04,1983>12,1987>06,
1991>08,1995>13,1999>22, 2002>24, 2007>50, 2011>78…
Seçme ve seçilme hakkının verilmesini takiben yapılan ilk seçimde (1935) TBMM’de 383 erkek MV.ve18 kadın MV.yer almışken 1950 seçiminde kadın MV.sayısının (3)’e düştüğünü, 1995’e kadar sayının (3-8) arasında değiştiğini, 1995’de (13) olduğunu ve daha sonraki seçimlerde biraz daha artış gösterdiğini görüyoruz. Oysa bugün bu sayının erkek MV.sayısına yakın olmasını beklerdik. Ama nerede?..
Hep erkek hegemonyasının galip geldiği ülkemizde de kadınlarımıza layık oldukları değer verilmemiş, sindirilmişlerdir. Fakat, onların da bir yandan her türlü haklarına sahip çıkmak için çaba göstermeleri
gerekmez miydi?.. “Eğer bir kadın yeterince hırslı, kararlı ve yetenekliyse, yapamayacağı hiçbir şey yoktur”. (Lawrenson)
Eski tarihlere bakıldığında, bugünküne göre kadınlarımıza gerçek değerlerinin tanındığını, onların aile içinde ve toplumda önemli ölçüde söz sahibi ve saygın oldukları anlaşılıyor.Dünyanın değişmez kuralıdır adeta; “Sen sindikçe, üstüne üstüne gelirler”. Sanırım, kadınların bugün layık oldukları seviyede olmama nedenlerinden birini de kendilerinde aramalıyız.
Öte yandan eğitim eksikliği de kadınların geri bırakılmasında başrol oynamaktadır. Kızlarımızı okutmaktan hep kaçındık. “Kız evlât değil mi, okuyup da ne olacak” zihniyetine kadınlarımızın geleceği kurban edildi. Oysa ki, ailede çocukların eğitiminde, iyi yetiştirilmesinde annelerin ilk ve başöğretmen olduklarını herkesin bilmesi ve unutmaması gerekirdi. Tevfik Fikret bakınız ne demiş;
“Kızlarını okutmayan bir millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir”.  Sadece oğullarını değil tabii, tüm evlâtlarını… Atatürk de kadınların eğitimiyle ilgili olarak şunları söylemiştir;
“Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok kültürlü, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar”.
Her türlü ayrımcılığa karşı olan Atatürk, anlaşıldığı gibi kadın erkek ayrımcılığına şiddetle karşı olduğunu değişik zamanlarda söylediği bazı sözleriyle de dile getirmiştir.

İnsanlar , dünyanın en değerli ve en kutsal yaratıklarıdır. Irkı, dini, dili, rengi ne olursa olsun; aynı değere sahiptirler. Kadın ile erkek arasında cinsellik dışında önemli bir fark yoktur. Toplumsal yaşamda, kadının da, erkeğinde yerleri aynı yüksek değeri taşır. Erkek olmazsa kadın, kadın olmazsa erkek olabilir mi?
O halde, karşılıklı olarak birbirlerine, birbirlerinin hak ve hukukuna saygı göstermeleri gerekmez mi? Ne bir tarafın diğer tarafı ezmesi, ne de ezilenin ezilmeyi kabullenmesini düşünmek istemiyorum.
Herkes insan ve hukukunu bilmeli ve bilgisi ile de, bu doğrultu da hak ve hukukunu savunmaya çalışmalıdır.  Peki, bu hak hukuk bilgisi ile savunma kaynağı ne olacaktır? Yanıt tek kelime; eğitim. Eğitim, anne kucağında başlar, bilindiği gibi yaşamla ve okullarla devam eder.

(Devamı 3.Bölümde)

4 Aralık 2013 Çarşamba

KADIN ÜSTÜNE ÖZLÜ SÖZLER

KADIN ÜSTÜNE ÖZLÜ SÖZLER

-Songül Dündar-
En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. “GOETHE”
Modası geçmeyen birkaç şeyden biri de kadındır. “RALSTON”
Kadınlar omuz omuza sıralandıklarında aradan kimse geçemez. “LİNDA”
Eğer bir kadın yeterince hırslı, kararlı ve yetenekliyse, yapamayacağı hiçbir şey yoktur. “LAWRENSON” Zeki bir kadın hazinedir. Güzel ve zeki bir kadın güçtür. “GEORGE MERADİTH”
Tanrı, kadını ağzı laf yapan yakışıklı erkeklerden korusun. “BALZAC”
Kadınların erdemi erkeklerin en büyük keşfidir. “SKİNNER”
Dünya kadınsız var olmaz, gelecek kadınların elindedir. “JOAN COLİNS”
Kadınlar başarılarını elde ettikleri zenginliklerle değil, çevrelerinde biriktirdikleri sevgiyle ölçerler. “LİNDA” Bir kadının başarısı, başka bir kadının başarısını hazırlar. “VANDERBİLT”
Bir kadına güzel olduğunu söylemeyin; ona başka bir kadının onun gibi olamadığını söyleyin ve göreceksiniz ki bütün kapılar açılacak. “JULES RENARD”
Bir kadının yüzündeki ifade, üzerindeki giysiden çok daha önemlidir. “DOLE CARNEGTE”
Seven bir kadın için sevdiği erkeğin yüzü, ona tıpkı denizin denizciye göründüğü gibi görünür. “BALZAC”
Kadın her şeyi affeder, fakat asla unutmaz. “CONFİCİUS”
Kadını güzel yapan Allah, sevimli yapan şeytandır. “VİCTOR HUGO”
Güzel bir kadın gözü, iyi bir kadınsa gönlü okşar. “NAPOLEON”
Kadın erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar. “TOLSTOY”
Kadınlar erkeklerden daha çok hikmet sahibidirler; daha az bilir, daha çok anlarlar. “J. DUHAMEL” 
Kadın insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar. “CHAMFORT”
Kadınların gözleri keskin, zekâları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. “MAUPOSSANT”
Bir kadın ya sever, ya nefret eder; ortası yoktur. “SYRUS”
Kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken; koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur. “H.REFİK KARAY”
Kadın kocasının delikanlılıkta sevgilisi, olgun çağda arkadaşı, ihtiyarlıkta hastabakıcısıdır. “BACON”
*
Yazar Songül Dündar'ın notu :
“Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir.” (SAVAŞLARIN KADINI adlı eserimden)