4 Kasım 2012 Pazar

Korkudan Korkmak - Aziz Nesin


KORKUDAN KORKMAK 

Beş yaşımdaydım. Bana daha o yaşımda  okuma-yazma, matematik, sarf ve nahiv (dilbilgisi ve sözdizimi)  ve  tecvit öğreten ve Kuran'ı ezberleten Galip Amcam şu gülütü (anektod) anlatmıştı:

Köpeğe  sormuşlar:
- Niçin havlayıp duruyorsun?
-Yürekliliğimden! Demiş  köpek.
- Öyleyse havlarken  kıçın niçin gelip gidiyor?
Köpek yanıtlamış  soruyu:
- Korkumdan!

Altmış yedi yıldan beri unutamadığıma göre, ölene dek unutamayacağım. Bu gülütü (anektot) duyduğumdan bu yana, yaşamımdaki deneyimlerimde gözlemledim ki, havlayıp hırlayarak, zart zurtla, zorbalıkla, dayak ve işkenceyle başkalarını korkutmak isteyen ve korkutanlar kendi­leri daha çok korkmakta ve korkularından gerileri gidip gelmektedir.

Başkalarını korkutmaya çalışan ve korku­tanlar kendileri daha çok korkarlar ve korktukça, korkularını yenmek için daha çok korkutmaya çalışırlar.
Bu  korku kısır döngüsü böylece sürer.
Gerçekten yürekli olanlar, ne  başkalarını korkutmaya çalışır, ne kendileri korkarlar.

Aziz  NESİN

28 Ekim 2012 Pazar

El Ele Olalım


EL ELE OLALIM
*
İÇİMİZDEKİ SEVGİYİ
BİLİN EL ELE OLALIM
MİLLİ ÇIKARLARI HAKÇA
BÖLÜN EL ELE OLALIM
*
ÇOĞA KATIP AZIMIZI
DEĞİŞTİRİP YAZIMIZI
HEP BERABER SAZIMIZI
ÇALIN EL ELE OLALIM
*
GİZLİMİZİ SAKLIMIZI
BOZMAYALIM ŞEKLİMİZİ
DOĞRU ŞEYE AKLIMIZI
YORUN BİRLİK OLALIM
*
CANLAR YAKAN BİLİN KİMDİ
YAPILAN YARDIMLAR YEMDİ
DOSTLAR ZAMANIDIR ŞİMDİ
GELİN BİRLİK OLALIM
*
HAKSIZLARI PAYLAYARAK
MAZLUMLARI EYLEYEREK
EZGİLERİ SÖYLEYEREK
GÜLÜN BİRLİK OLALIM
*
İZ BIRAKSIN DOST KUCAKLA
PİŞSİN AŞIMIZ OCAKLA
CANBABA DER SAĞLICAKLA
KALIN BİRLİK OLALIM.
*
AHMET CANBABA


25 Ekim 2012 Perşembe

Kargalar Ötüyor


Kargalar Ötüyor (Üstünde)

Bülbüller tutulup kafese doldu, 
Kargalar ötüyor gülün üstünde.
 
Olgun meyve yerde ezilir oldu,
 
Ham meyveler kaldı dalın
 üstünde. 

Çalışan, üreten, toprağı eken;
 
Vatanında oldu gözlere diken.
 
Hep dürüst insanlar cezayı çeken;
 
Hırsızlar, haydutlar elin
 üstünde. 

Ne mafyadan, ne bir beyden güç aldık;
 
Suçsuz iken bin bir türlü suç aldık.
 
Hep çalıştık arı gibi aç kaldık;
 
Sinekler geziyor balın üstünde.
 

Haram onlar için helâlden tatlı,
 
Hep ondan oldular saraylı, yatlı.
 
Servet edindiler bizden bin katlı;
 
Bizler kaldık kuru çulun üstünde.
 

Üstümüze akın akın geldiler,
 
Parçalayıp bölük bölük böldüler.
 
İnsanları yolum yolum yoldular;
 
Şapkalar duruyor kelin üstünde.
 

Zalimlerden zulüm gördü insanlar,
 
Tükendi ömürler, yok oldu canlar.
 
Kanımızı emdi, bitirdi bunlar;
 
Bizi bıraktılar yolun üstünde.
 

Duyarken kulağım, görürken gözüm
 
Boşuna giderse bu kadar sözüm.
 
Uyan demiyorsa çaldığım sazım;
 
Ellerim gezmesin telin üstünde.
 

Ölümüme ferman yazılır bir gün,
 
Bindebir’e mezar kazılır bir gün.
 
Dostlarım ağlayıp üzülür bir gün;
 
Musalla taşında, salın üstünde.
 
Ozan Bindebir
26.11.2000
 


12 Ekim 2012 Cuma

Şoföre Mektup

Son 32 yılda (1980-2011) ülkemizde meydana gelen trafik olaylarında 252.782 kişinin öldüğü, 3.549.857 kişinin ise yaralandığı "Trafik Meydan Muharebesi" başlıklı yazımda (ana sayfa) yer almaktadır. Sevgili arkadaşım Murat Duman da, trafik olaylarına karşı duyarlı olup şoförlere şöyle sesleniyor bu şiirinde;

ŞOFÖRE MEKTUP
Süratle giderken düşünmek gerek,
Sürat felakettir yapma arkadaş,
Yanında taşıma kazmayla kürek,
Şeritten şeride sapma arkadaş!
*
Bindiğin araba demir yığını,
Solunu kontrol et sonra sağını,
Yok etme ömrünün kalan çağını,
Ölmeden mezara yatma arkadaş!
*
Çağımızda araç pek çok ihtiyaç,
Viraja girerken sert frenden kaç,
Müziğin sesini biraz hafif aç,
Savrulup toprağı öpme arkadaş!
*
Açmadan kontağı kemeri bağla,
Ferah tut kalbini sel gibi çağla,
Solu serbest bırak yolunu sağla,
Seyreden yolundan kopma arkadaş!
*
Direksiyon sende irade sende,
Amaç yaşamaksa arzu bedende,
Dönmedi geriye erken giden de,
Kötülerden örnek kapma arkadaş!
*
Murat Duman der ki ortamı germe,
Eğitim almadan trafiğe girme,
Yarım saat geç git kendini yorma,
Şu şeytan nefsine tapma arkadaş   
         
                                    Murat DUMAN

6 Ekim 2012 Cumartesi

Anadolu Dedi ki


ANADOLU DEDİ Kİ
*
Kargalar, sülükler, itler uyandı
Uyan uyutulmuş sahibim, uyan!
Gün kuşluk yerine vardı, dayandı
Uyan öz yurdunda garibim, uyan!
*
Davalar uykuda-düşte kalmasın
Öze in, emekler dışta kalmasın
Umutlar tufanda, kışta kalmasın
Uyan kurtarıcım, tabibim, uyan!
*
Fatih’çe, Yavuz’ca sevdalan gene
Bayrak ol her yerde dalgalan gene
Ya gazi olasın, ya kurban gene
Uyan şehadete talibim, uyan!
*
Anadolu Türk’tür, Türkündür elbet
Yağsın ezanlardan nur demet demet
Minareler kalem, gökyüzü  senet
Uyan bağrı yanık kâtibim, uyan!
*
Sene binyetmiş bir, bir Cuma günü
Sevmiştim, bağrıma basmışım seni
Dev piçler düşmana satmadan beni
Uyan alınyazım, nasibim uyan!

Abdurrahim KARAKOÇ (1932-07.06.2012)












25 Eylül 2012 Salı

Neşet Ertaş da göçtü




NEŞET ERTAŞ (1938 – 25.09.2012)
Ünlü saz ve söz ustamız Neşet ERTAŞ da bizlere bu sabah “elveda” dedi. Yakalandığı amansız hastalık, bu sabah (25.09.2012) saat 08.45 de İzmir’de tedavi gördüğü bir hastanede O’nu bizlerden ve dünyadan ayırdı. Öbür dünyada huzur içinde olmasını dileriz.
Ertaş, bilindiği gibi Kırşehir’in yetiştirdiği ünlü saz ustası Muharrem Ertaş’ın oğludur. İlkokula başladığı sıralarda önce keman çalmayı, daha sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babasıyla birlikte katıldığı yöre düğünlerinde hem çaldı, hem söyledi. 1950’lili yıllarda İstanbul’a gittikten bir süre sonra ilk plağı olan “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adlı babasına ait eseri çıkardı. Bunun çok ilgi görmesi, haliyle diğer plak ve kasetlerini çıkarmaya yönlendirdi. Ankara’ ya yerleşip, hayatını orada sürdürürken; hem sağlık nedenleri, hem de Almanya’ daki kardeşinin davetiyle gittiği Almanya’da 23 yıl kaldı.
Bir konser için 2000 yılında İsatanbul’a gelen Ertaş, Türkiye’de kalmayı tercih etmişti.