20 Aralık 2015 Pazar
26 Kasım 2015 Perşembe
MUSTAFA CEYLAN (KARINCANIN GÖLGESİ)
KARINCANIN
GÖLGESİ
İsmail KARA
“Karıncanın gölgesi”… Bu da ne demek?
Bir şair ve yazar
arkadaşımla konuşmalarımız sırasında bu sözü birkaç kez kullandığı zamanlar
oldu; “Ben neyim ki, yerdeki karıncanın gölgesi
bile değilim”.
Sözün, hemen tasavvuf erbabı bir kişi tarafından söylendiği zihnimize
yerleşiyor. Ya da bana öyle geliyor.
İnsan, ancak bu kadar “mütevazı/tevazu sahibi” olabilir.
Hele bir de sözün sahibi, önemli eserlere imza atan bir araştırmacı yazar,
şair ve bir mütefekkir (düşünür) ise…
Mustafa Ceylan’dan söz ediyorum/edeceğim bu gün…
“Ayinesi iştir, lâfa bakılmaz” demiş ya Ziya Paşa… Biz de önce O’nun yaptıklarına/eserlerine
kısaca bir göz atalım.
Türk Edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden, hocası Mehmet
Kaplan’ın şiir tahlilleri konusunda boş kalan yerini doldurmaya azmeden
Ceylan’ın önemli çalışmaları arasında bazı ünlü şair ve yazarlar hakkında
ürettiği eserler; takdire şayandır.
Ahmet Tufan Şentürk, Tahir Kutsi Makal, Halil Soyuer, Güzide Taranoğlu,
Abdullah Satoğlu, İsa Kayacan, Muharrem Yazıcıoğlu gibi ünlüler hakkındaki
eserleri bile O’nu unutulmaz kılacaktır.
Ceylan, söz konusu eserlerini; bu ünlülerin sağlığında üreterek onları
onurlandırmayı da görev bilmiştir.
onurlandırmayı da görev bilmiştir.
Karıncanın gölgesi, bunlarla da kalmadı. Şiir ve edebiyat alanında sürekli
çalıştı.
Son olarak genişletilmiş baskısıyla (iki cilt halinde) yayınladığı Türk Dünyası Efsaneleri adlı eseriyle bir hayli dikkat çekti.
Araştırma ürünleri dışında kendi şiirlerini bir araya getirdiği şiir
kitapları, antolojiler yayınladı. Eser sayısı 30’u geçti.
Ceylan’ın
bestelenmiş şiirleri de var ki; O, aynı zamanda güftekardır.
Yaşadığı Antalya’da şair ve yazarları bir araya getiren dernekler kurdu.
Yılda bir kez ülkenin her tarafından, hatta ülke dışından bazı şair ve
yazarları düzenlediği toplantılarda geniş kitlelere tanıttı.
Kendisine “Karıncanın gölgesi” yakıştırmasını yapan Ceylan böyle birisi… Ne
karınca, ne gölge amma. Değil mi?
O gölge ki, bu satırların yazarının en az otuz yıllık arkadaşı.
Arkadaşımla kıvanç duyuyor ve O’na uzun ömürler diliyorum.
11 Kasım 2015 Çarşamba
ATATÜRK'ÜN ŞOFÖRÜ - Bu resmi ilk defa ben yayınlıyorum.
ATATÜRK'ÜN ŞOFÖRÜ
KEMAL SALMAN
Bu resmi ilk defa
ben yayınlıyorum.
Şair ağabeyim
Selçuk Alpaslan
(ki, onun dayısı)
resmi bana gösterdi. Rica ederek aldım,
tarattım ve
kamuya sunuyorum.
Resim 1928 de
çekilmiş.
Bugün ve ileride
tarihi bir belge
olarak, geçmişe
ışık tutabilir.
Saygılarımla.
İsmail KARA
KEMAL SALMAN
Bu resmi ilk defa
ben yayınlıyorum.
Şair ağabeyim
Selçuk Alpaslan
(ki, onun dayısı)
resmi bana gösterdi. Rica ederek aldım,
tarattım ve
kamuya sunuyorum.
Resim 1928 de
çekilmiş.
Bugün ve ileride
tarihi bir belge
olarak, geçmişe
ışık tutabilir.
Saygılarımla.
İsmail KARA
9 Kasım 2015 Pazartesi
ATATÜRK BİZE NELER ÖĞRETTİ; Rasim Köroğlu anlatıyor.
ATATÜRK
Uygarlık
denilen yüce hedefe,
Varmayı öğretti bize Atatürk.
Çağdaşlık yolunda şana, şerefe,
Ermeyi öğretti bize Atatürk.
Varmayı öğretti bize Atatürk.
Çağdaşlık yolunda şana, şerefe,
Ermeyi öğretti bize Atatürk.
İşgal
edilince yurdun her yanı,
Bin düşmanı yendi Türk'ün bir canı,
Alıp ele yeni baştan vatanı,
Kurmayı öğretti bize Atatürk.
Bin düşmanı yendi Türk'ün bir canı,
Alıp ele yeni baştan vatanı,
Kurmayı öğretti bize Atatürk.
Biri
hilal oldu, biri yıldızı,
Bayraklaştı yurdun oğulu, kızı,
Bayrağımız için al kanımızı,
Vermeyi öğretti bize Atatürk.
Bayraklaştı yurdun oğulu, kızı,
Bayrağımız için al kanımızı,
Vermeyi öğretti bize Atatürk.
İlkeleri
birer sarsılmaz kaya,
Devrimler yapıldı arka arkaya,
Dostluğu barışı milli halkaya,
Örmeyi öğretti bize Atatürk.
Devrimler yapıldı arka arkaya,
Dostluğu barışı milli halkaya,
Örmeyi öğretti bize Atatürk.
Umutla
bakarken gelecek güne,
Bağlanıp kalmadık geçmişe, düne,
Kafayı daima ilime, fen’e,
Yormayı öğretti bize Atatürk.
Bağlanıp kalmadık geçmişe, düne,
Kafayı daima ilime, fen’e,
Yormayı öğretti bize Atatürk.
Bilimin
ışığı açarken yolu,
Bilgiyle ışıdı şu Anadolu,
Sevgiyle öksüzü, yetimi, dulu,
Sarmayı öğretti bize Atatürk.
Bilgiyle ışıdı şu Anadolu,
Sevgiyle öksüzü, yetimi, dulu,
Sarmayı öğretti bize Atatürk.
Çokları
düşündük, bakmadık aza,
Hizmet için koştuk hep yurdumuza,
Kadın, erkek her gün omuz omuza,
Durmayı öğretti bize Atatürk.
Hizmet için koştuk hep yurdumuza,
Kadın, erkek her gün omuz omuza,
Durmayı öğretti bize Atatürk.
Eğitim
verirken yaşlıya, gence,
Gençler oldu yarın için güvence,
Okullar bir demet, çocuklar gonca,
Dermeyi öğretti bize Atatürk.
Gençler oldu yarın için güvence,
Okullar bir demet, çocuklar gonca,
Dermeyi öğretti bize Atatürk.
Bilimde,
teknikte kalmadık geri,
Harcadık emeği, akıttık teri,
Cehalet denilen paslı çemberi,
Kırmayı öğretti bize Atatürk.
Harcadık emeği, akıttık teri,
Cehalet denilen paslı çemberi,
Kırmayı öğretti bize Atatürk.
Yollar
yapılırken ovaya, dağa,
Kalkındı ülkemiz baştan ayağa,
En önde koşarak gelecek çağa,
Girmeyi öğretti bize Atatürk.
Kalkındı ülkemiz baştan ayağa,
En önde koşarak gelecek çağa,
Girmeyi öğretti bize Atatürk.
Yaşatacağız
biz seni elbette,
Bu canlar durdukça kemikte, ette,
Tüm güzellikleri Cumhuriyet'te,
Görmeyi öğretti bize Atatürk.
Bu canlar durdukça kemikte, ette,
Tüm güzellikleri Cumhuriyet'te,
Görmeyi öğretti bize Atatürk.
Rasim KÖROĞLU
27 Ekim 2015 Salı
12 Ekim 2015 Pazartesi
10 Eylül 2015 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







